İnsanların hayvani duyguları var, büyüklük veya başka bi şeyden bahsediyorum adını tam getiremediğim. Severken bile hayvan gibi seviyoruz. Hayvanca. Hayvanca özlüyoruz, hayvanca, konuşmadan hallettiğimiz şeyler var.
- hepinizden daha çok insancıl bir kadın
29 Ağustos 2012 Çarşamba
13 Ağustos 2012 Pazartesi
"sonsuz dünyanın, sonsuz yazlarından bir sabah"
" Bir süre sonra kent yaşamı başlayacak. Tüm iş yerleri çalışacak insanlarla dolacak. Sürekli çalışan fabrikalarda işçiler vardiya değiştirecek. İstasyonlarda trenler duracak. Trenler kalkacak. Gökyüzünde uçan uçaklar dünyanın belirli havalimanlarına doğru göklerde yol alacak. Gemilere, arabalar eşyalar yüklenecek. İstasyonlara yorgun yolcular inecek. Uykusuz gece geçirenler yorgun kalkacak. Uzun uyuyanlar da yorgun kalkacak. Kimi mutlu, kimi acılı, kimi sevgi ile geçirdiği gecenin aşkı ile uyanacak.Kimi öfke ile. Kimi kendine güne nasıl başlayacağını soracak. Kimi bir intiharı düşünecek.Kimi özlem duyduğu bir kenti. Özlem duyduğu bir insanı. Kimi bugün beklenmedik bir ölümle ölecek. Kimi yalnız dağlar ve tarlalarla tanıdığı dünyasına bakacak.Kimi tanrısına yakaracak. Kimi bir silahla birisini öldürecek. Kimi birilerini öldürmek için bir yerlere bomba atacak. Pankart asacak. Kimi ölümle yargılanacak. Kimi barış konferanslarına katılmak için uzak bir yolculuğa çıkacak. Bütün ülkelerin ordularının askerleri insan öldürme talimi yapacak.Kimi ülkede bir darbe olacak. Gazeteler basılmıştır.Radyolar sabah programlarına çoktan başlamıştır. Akdeniz'de balıkçılar balık ağlarını çoktan sulardan çekmiştir. Akdeniz'de kadınlar kapılarının önünü çoktan süpürüp sulamıştır. Kamyonlar, arabalar yollardadır. Buzhanelerde bugün gömülmeyi bekleyen cesetler vardır.sabah 5te uyandığında dışarı çıkıp yürümeye başlamalı insan. en azından bunu hayatında bir kere yapmalı. daha yapması gereken birçok şey gibi. bunu da yapmalı. ne bileyim sarhoş olmalı herkes bi kere mesela. sabah erken saatlerde arabasına binip uzak yerlere gidecek kadar cesareti ve özgürlüğü olmalı insanın hayatının bir döneminde. farkındalığı artmalı insanın öyle çabucak değil öyle süratli de değil. ağır ağır dolan bi havuz gibi. zamanla.
Sonsuz dünyanın, sonsuz yazlarından bir sabah. "
seni seviyorum Tezer Özlü, seni ve farkındalıklarını.
29 Temmuz 2012 Pazar
özgürlükten korkmuş kadın.
Yamaç paraşütü iki kişilik bir olaydı. Yere kazasızca inebilmeleri için öndekinin ayağı yere değdiği anda koşması gerekiyordu. Arkadakinin de gidecekleri yönü belirlemesi gerekiyordu. Cesaret edemediler.Çünkü en büyük hayallerinin bu olmasından korktular. Çünkü yıllar sonra ilk defa söylenmemiş şeyler üzerine istemsizce hayal kurdular. Önce adam cümleyi kurdu utanarak. Kadın sakince gülümsedi. Kadın her zamanki gibi korkulara bulandı. Ama "yaparız bir gün." dedi adamın cümlesini tekrarlayarak. Bu birlikte kurdukları ilk hayaldi. Son olacağının henüz ikisi de farkında değildi. Kadın bu hayali hiç unutmadı. Ama korkmuştu. Adamsa belli ki çoktan kurduğu cümleleri unutmuştu.
Yamaç paraşütü iki kişinin birbirine güvenini gerektirirdi. Hem disiplin işi hem de çılgın işiydi. Birlik işiydi, aşk işiydi. Korkunun gölgelediği istekti. Kadın farkına çok geç vardı. Adam onu yeryüzünde bıraktı. Kadının gözleri gökyüzüne takılı kaldı. Gökyüzü artık ulaşamayacağı ve çok geç kalmış olduğu bir yerdi. Kadın özgürlükten korkmuştu.
25 Temmuz 2012 Çarşamba
görevler de görev olmasaymış.
" Annemle dükkan vitrinlerinin önünden geçerken, ona insanların neden tekme atıp camları kırmadığını sorduğumu anımsıyorum. Annem de, insanların birlikte yaşayabilmelerini sağlayan, kelimelere dökülmeyen bir takım toplumsal davranış kurallarının varlığından söz etmişti. Bunu duyduğumda, her şeyin bizden öncekiler tarafından belirlenmesinden ve yol haritasının çıkarıldığı bir dünyada yaşamaktan dolayı kendimi sınırlandırılmış hissetmiştim. Yıkıcı güdülerimi bastırıp, yaratıcı olanlara yoğunlaşmak üzere kendimi eğitmiştim. Yine de, kurallardan nefret eden tarafım büsbütün ölmüş değildi."İnsan yaratma isteğiyle yaşarken ilham yoksunluğuyla geçirir bazen hayatını. İçinde yapmak istedikleri ve yaptıkları düğüm olmuş bir halde, oradan oraya savurur kendini. Bir de bakar yapmak istedikleri için bi' yerden başlamak yerine bambaşka bir şey için kollarını sıvamış. Burada devreye giren isteksizlik insanı yaptığı işlerden zevk alamamaya iter. Ama yine de insan, beyninin bir tarafına bir gün yaptığı her şeyin karşılığını alacağı, zevk almasa da yaptığı şeylerin bi şekilde işine yarayacağı bilincini yerleştirir. O da zaten içinde bulunduğu durumu daha yaşanılabilir hale getirmektir. Belki de bir nevi kendini kandırmacadır. Bilinmez. Patti Smith'in cümlelerini okuduktan sonra döne dolaşa bu düşüncelere vardım. Aslında daha önceden yürüdüğüm yolun sonuna gelmişim. Düşünmek yerine artık onları cümlelere dökmeye karar vermişim. Görev olan her şeyden kaçıp aylaklık etme isteğimin tavan yaptığını hissediyorum. Aylaklığın, benim için daha çok yaratabilme isteğine dönüşmesinin önünde de saygıyla eğiliyorum.
17 Temmuz 2012 Salı
km.
"Daha çok anlat," dedim.
"Hoşuna gidiyor mu?"
"Çok. Elimden gelse, seninle sekiz yüz elli iki bin kilometre hiç durmadan konuşurdum."
"Bu kadar yola nasıl benzin yetiştiririz?"
"Gider gibi yaparız."
kilometrelerce de susabilirdi insan. işte bu yüzden bazıları susmayı seçtiler.
bi' daha hiç kelimelerde yüzmemecesine.
10 Temmuz 2012 Salı
tavşanlar dağlara sarılsın.
oyununa nasıl da dalmış bi' köşede. gel diyorum, bak buradayım. gel diyorum beraber oynayalım. beni duyuyor. ayağa kalkıyor ve yüzüme bakıyor. o an dünyanın en kötümser insanı oluveriyorum. geriye doğru iki adım atıyor gözlerini üstümden çekiyor, arkasını dönüp sonsuz adımlar atıyor. sonsuza sonsuz adımlar atıyor. beni içinden çıkmayacağım bi' kötümserliğin içinde bırakıyor. beni unutamayacağım bakışlarıyla cezalandırmış gidiyor. yolculamıyorum.
hayatımdan insanlar gidiyor teker teker. el sallamıyorum. veda etmiyorum.
hayatımdan insanlar gönderiyorum, hiçbirinin haberi olmuyor.
hayatımdan insanlar gidiyor teker teker. el sallamıyorum. veda etmiyorum.
hayatımdan insanlar gönderiyorum, hiçbirinin haberi olmuyor.
1 Temmuz 2012 Pazar
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)